Bu yazımızda önemsiz gibi görünse de aslında cümle anlamını oldukça farklı yerlere taşıyabilen bir zarf türünden bahsedeceğiz: derece bildiren zarflar.

Derece bildiren zarflar bizlere bir sıfatın, bir eylemin ya da bir başka zarfın ne derecede ya da yoğunlukta olduğunu bildirmektedir. Bazı derece bildiren zarflar o kadar önemlidir ki fiilin yapılıp yapılmadığını bu zarflardan öğreniriz.

  • I have almost finished my homework.

(Buradaki “almost” bir derece bildiren zarftır, neredeyse anlamına gelir ve eylem tamamlanmaya çok yakınken tamamlanamadığı anlamını verir eyleme)

  • She is running too fast.

(Yine bir derece bildiren zarf olan “too” burada hızlı anlamına gelen “fast” zarfına “aşırı” anlamı vererek sanki konuşan kişi, koşan kişinin bu kadar hızlı koşması )

Derece bildiren zarfların her birinin ayrı anlamı olması ve kullanım yerleri farklı olduğundan, en sık kullanılan zarfları ayrı ayrı inceleyerek örneklendireceğiz.

Enough

“Yetecek kadar” anlamına gelen “enough” aşağıdaki şekillerde kullanılmaktadır:

  • Is your tea hot enough?

(“Çayın yeteri kadar sıcak mı?” cümlesinde çayın sıcaklığının derecesinin yeterli olup olmadığını sorduk. Burada enough yeterli olup olmadığını soracağımız kelimenin hemen arkasından geldi.)

cup-hot-hands

Yukarıdaki cümlemiz “enough” için tek kullanım şekli değil, aynı cümleyi aşağıdaki şekillerde de sorabiliriz, AMA “for” ve “to” kullanımlarına çok dikkat etmeliyiz.

  • Is your tea hot enough for you?

(“Çayın senin için yeteri kadar sıcak mı?” cümlesinde yine çay sıcaklığı derecesiyle ilgileniyoruz, ama bu sefer derecelendirmeyi bir kişiye yönelttik. Bu tür durumlarda konu neyin derecesiyle hemen onun arkasından enough, ardından “for” ve hemen sonra da kişiyi koyuyoruz)

  • Is your tea hot enough to drink?

(“Çay içmen için yeteri kadar sıcak mı?” cümlesinde yine aynı şeyi soruyoruz ve aynı kelimenin derecesinin yeterliliği konuşuluyor, ama bu sefer bu yeterlilik ne yapmak için gerekliyse o fiili de ekledik. Yapmamız gereken tek şey enough + hot + to + fiil)

  • Is your tea hot enough for you to drink?

(“Çay senin içmen için yeteri kadar sıcak mı?” cümlesinde yukarıdakiler kullandık, ama ikisini bir arada kullanmak istiyorsak fiili en arkaya koyuyoruz)

NOT: Enough aynı zamanda “determiner” yani belirteç olarak da kullanılmakta, bu tür kullanımında belirttiği ismin hemen önüne gelmektedir. Aman ha, bu kullanımı “zarf” haliyle karıştırmayalım sakın! Bu kullanıma birkaç örnek vermek gerekirse: “enough food, enough, bread, enough money”.

Very

“Çok” anlamına gelen bu kelime nispeten kolay. Tek yaptığı önüne geldiği kelimeyi güçlendirmek ama bunu yaparken herhangi bir olumsuz anlam eklememek olan “very” biz İngilizce öğrenenlerın canını çok sıkmıyor, aferin ona. Keşke tüm gramer konuları onun gibi olsa.

  • That guy is very handsome. (O çocuk çok yakışıklı)
  • I walk very fast. (Ben çok hızlı yürürüm)
  • This bag is very expensive. (O çanta çok pahalı)

Örneklerde gördüğünüz gibi tek yaptığımız neyin anlamını güçlendirmek istiyorsak önüne hemen bir “very” iliştirmek oldu.

Too

“Too” da “çok” anlamına geliyor desem e o zaman neden aynı anlama gelen iki kelime var diyeceksiniz. Anlamları aynı görünse de, onlar ayrı dünyaların zarfları.

“Too” tıpkı “very” gibi kullanılıyor, güçlendirmek yani “çok” anlamı katmak istediği kelimenin hemen önüne konuyor. AMA “too” kelimeyi güçlendirdiği gibi olumsuz bir anlam da katıyor ve “aşırılık” anlamı yaratıyor.

Aşırılık anlamı o kadar güçlü ki bu aşırılık yüzünden bahsi geçen eylemi yapmamış bile olabilirim. “Too” adeta şeytani bir “very” gibi, tüm olumsuzluklar onda.

  • That guy is too handsome.

(“o çocuk çok yakışıklı” değil “o çocuk fazla yakışıklı”, aşırı yakışıklı, yani o çocuk olmaz diyor burda konuşmacı, yakışıklılık biraz fazla olmuş)

  • I walk too fast.

(Ben fazla hızlı yürürüm, aşırı hızlı yürürüm, o kadar hızlı yürürüm ki benimle yürüyen kişi “biraz yavaş ol” diye arkamdan seslenmek zorunda kalır, bana küser)

  • This bag is very expensive.

(O çanta fazla pahalı, aşırı pahalı, o kadar pahalı ki benim gücüm o çantayı satın almaya yetmez, o hatta almıyorum bu çantayı ben)

Extremely

Bu zarf “aşırı” anlamı taşır ve çok güçlü anlamı katar, fakat bu güçlü olma durumu olumsuz değildir, sadece derecenin çıtanın en yukarılarında olduğunu ifade etmek için kullanılır.

  • I am extremely hungry. (Aşırı açım)
  • The water was extremely cold. (Su aşırı soğuktu)
  • She was extremely sick.

Almost – Nearly

İkisi de “neredeyse” anlamına gelen bu kelimelerimiz bir eylemi “az kalsın” yapacağımızı anlatmakta kullanılıyor, fakat “nearly” “neredeyse” anlamındayken “almost” eylemi yapmamıza ramak kalmıştı gibi daha güçlü bir anlam katıyor.

  • She was almost dancing with me.
  • What were you thinking? I almost died there!
  • I am almost 40.
  • He was nearly asleep.
  • My friends had eaten nearly everything on the table.
  • I have nearly finished my homework.

Barely-Hardly-Scarcely

Bu üç kelime de “güçbela”,”güçlükle”, “zar zor” gibi anlamlara gelir ve bahsi geçen eylemin ucu ucuna tamamlandığını ifade eder.

  • You were barely tall enough. (Ancak yeteri kadar uzunsun, yani neredeyse uzun değilsin)
  • I barely made it on time. (Az kalsın vaktinde gelemiyordum yani gelmişim ama ucu ucuna yetişmişim)
  • She scarcely watches TV. (Neredeyse hiç televizyon izlemez yani izler ama arada bir, çok nadir)
  • My family scarcely lets me go out after dark. (Ailem nadiren hava karardıktan sonra dışarı çıkmama izin verir, belki kırk yılda izin verirler gibi)
  • My father hardly agrees with me. (Babam nadiren benimle aynı fikirdedir)
  • My teacher hardly asks easy questions. (Öğretmenim nadiren kolay sorular sorar.)

Yukarıdakiler en sık karşılaşacağınız derece bildiren zarflar. Daha iyi kavramak için anlama çok kafa yormayın, kelimelerin Türkçeleri çeviride anlam kaybına uğrayabiliyor. Siz örnekleri tekrar tekrar okuyup cümlenin anlamında ne tür değişiklikler olduğunu bilin yeter.

Bunlara da Göz Atın!