İngilizce dilbilgisi bilgilerimizi tazeleme yolunda emin adımlarla ilerlerken yine bir tense konusuyla karşınızdayız. Yalnız bu seferki tense konumuzun ayrı ayrı çeşitlerini ele alırken sizi fazla yormak istemiyoruz. Çünkü bu tense için dikkat etmemiz gereken 4 farklı kullanımı iyice bilmemiz yeterli.

İngilizce Gelecek Zaman öyle sürekli karşınıza çıkacak bir tense değil. Formül olarak da fiili çekimlemediğinden diğer tenselere göre nispeten daha kolay.

Yazıya hangi farklı durumlarda “will”, “going to”, “şimdiki zaman” ve “geniş zaman” kullanmamız gerektiğiyle devam edelim ve fazla detaya inmeden gelecek zaman ile ilgili kullanım ve dilbilgisi kurallarına birlikte bakalım.

tomorrow-quote

Will: Olasılıklara Dair Tahminlerde ya da Basit Gerçeklerden Bahsederken

Auxillary verb olan “will” en bilinen gelecek zaman ekidir. Özneden hemen sonra, yüklemden ise hemen önce kullanılan “will” geleceğe dair olasılıklardan ve tahminlerden bahsederken kullanılmaktadır. “Will” aynı zamanda geleceğe dair basit gerçekleri söylerken de kullanılır.

  • Do you think he will come soon?

( Burada tahmin, olasılık kullanımı var. “Sence bahsi geçen kişi yakında gelir mi?” sorusunda bulunan “sence” ibaresi soruyu sorduğumuz kişinin bu konuda kesin bir bilgisi olmadığını belirtiyor, yani kişiden geleceğe dair bir tahminde bulunması isteniyor.)

  • You won’t pass your exams if you don’t study harder.

(Bu örneğimiz de geleceğe dair basit gerçekler hakkında. “Eğer daha sıkı çalışmazsan sınavını geçemeyeceksin.” Cümlesinde mantık yürütülerek herkesin rahatça ulaşabileceği bir gerçekten bahsediliyor. Bu gerçek suyun kaynama ısısı gibi bilimsel verilerle kanıtlanmış falan değil, sadece mantık kurallarına uygun basit bir gerçek, bir nevi akıl yürütme gibi.)

  • In the year 2615, everyone will have their own flying car instead of normal cars.

(Bu cümle biraz “Geleceğe Dönüş” filmi etkisi altında kalmış sanki, diyor ki: “2615 yılında herkeste normal araba yerine uçan arabalar olacak”. Belki olur, belki olmaz. Bilimsel verimiz var mı? Yok. Zaman makinasına binip geleceği mi gördük? Hayır. Demek ki bu da bir tahmin, bir olasılık. Demek ki “will” kullanıyoruz.)

Going to: Geleceğe Dair Planlarda (Niyet Seviyesi)

Yukarıdaki başlıkta tuhaf bir ibare kullandım: niyet seviyesi. Neden kendi kendime yeni kelimeler uyduruyorum? Siz konuyu daha iyi anlayasınız, önemli kısımları kavrayabilesiniz diye.

Çünkü niyet geleceğe dair yapmayı kafanızda kurduğunuz planlardır ve biz “going to” kullanabilmek için henüz niyet seviyesinde olan, kesinleştirilmemiş planlarda kullanırız. (Buna niye böyle özel olarak değindim? Çünkü bir sonraki konu kesinleşmiş planlarda kullanılıyor, karışmasın diye.)

Bir de, going to formülü yazalım çünkü bu bir auxillary verb ve progressive tense ile karıştırılabiliyor, aman dikkat: Özne + am/is/are +going to + fiil (çekimsiz)

  • I am going to wake up early tomorrow for a productive day.

( Üzücü bir cümle oldu, ama gerçekler acıdır. “Verimli bir gün için yarın erken kalkacağım.” Şimdi neden “niyet” dediğimi anladınız mı? Çünkü bu geleceğe yönelik yapmayı planladığımız bir eylem. Yapmayabiliriz. Gidip biriyle bunu kesin yapacağız diye konuşmadık. Sadece ortada böyle bir düşünce var.)

  • What are you going to have for dinner tonight? ( “Bu akşam yemekte ne yiyeceksin?” diye soruyor arkadaşımız. Şimdi bizim ajandamızı çıkarıp şu şu saatte şu besinleri alacağımı önceden kararlaştırmıştık deme ihtimalimiz yok. Yoksa var mı? Yoktur yoktur, normal insanlarız biz. İşte bu da geleceğe dair niyet seviyesinde bir plan ve “going to” kullandık burada da.)

Şimdiki Zaman: Gelecek Planını Biz Düşündük AMA Biriyle de Konuştuk Planladık (Niyet Eşiğini Atladık)

Yukarıda yani “going to” kısmını anlatırken kendi kendimize düşünerek yaptığımız planlarda kullandığımızın altını çizmiştik güzelce. Burada ise benzer bir durum söz konusu.

Ortada yine bir geleceğe dönük plan var AMA o planı biz sadece kafamızda kurmadık, plana dahil birileriyle gittik konuştuk saat belirledik günü kesinleştirdik. Yani sadece kafamızda kurmanın dışında bir şeyler yaptık.

Bir önemli nokta daha. Şimdi bana diyeceksiniz ki ya biz “şimdiki zaman” konusunu şu anı anlatırken kullanıyorduk nerden geldi buraya bu, biz gelecek zamanda değil miyiz karıştı her şey.

Karışmadı, sakin. Yani, biraz karıştı, ama çok değil. “Şimdiki zaman” gelecek zamanda da üstteki planlama durumlarında kullanılıyor. Formül ise AYNI. Şu anı anlatan bir cümle kurar gibi cümlenizi kuruyorsunuz, en sonra da bir gelecek zaman zarfı ekliyorsunuz, bitti bu kadar.

Karıştırırım ikisini diye de endişe etmeyin, gelecek zaman olduğu ya bir zaman zarfıyla ya da anlamda mutlaka belirtilir. Sonuçta ana dili İngilizce olanlar medyum değil. Onlar da cümledeki tenselerden ama bir o kadar da zaman zarfları ve anlamdan çıkarıyorlar zamanı.

  • My friends are visiting me this summer. ( Burada geleceğe dair bir zaman zarfı yok gibi görünebilir, ama var: this summer. Nasıl var? Cümlenin söylendiği zaman belli ki yaz değil, yani anlamdan çıkarıyoruz gelecek yazdan bahsedildiğini. Hem arkadaşlarımla konuşmuşum anlaşmışız, burada olay kafamda kurduğum bir plandan fazlası.)

Geniş Zaman: Kesin Olacak Olaylar

Hemen üstteki “şimdiki zaman” gibi “geniş zaman” da on parmağında on marifet bir tense, çünkü gelecek zaman anlamı da taşıyor. Üstelik dilbilgisi olarak hiçbir değişiklik yapmıyoruz, sadece gelecek zaman belirtir zaman zarfları ya da anlamı değiştiren kelimeler ekliyoruz. Peki hangi durumlarda kullanalım biz bunu?

“Schedule” kelimesini bilir misiniz? Almanca’dan alınmış gibi görünen, telaffuzu zor bu kelime plan program demek, ama saati saatine. İşte gelecek zaman anlamlı geniş zaman konumuz da aynı böyle.

Bizim kontrolümüz dışındaki saati saatine kesin olaylardan bahsederken geniş zaman kullanıyoruz ve ortaya gelecek zaman çıkıyor.

  • The plane arrives at half past ten. (Uçağın pistten havalanacağı saat hatta saniye önceden bellidir. Bu benim dışımda gelişen, müdahale edemeyeceğim bir “schedule”.)
  • Hurry up! The train departs in 5 minutes. (Yine aynı şekilde, ben acele etsem de etmesem de tren kesin olarak 5 dakika sonra harekete geçecektir. Yani benim dışımda gelişen, saati saatine belli bir program bu.)

Evet, biliyorum biraz karıştı her şey. Ama ufak bir mola verip kuralları tekrar okuduğunuzda taşlar yerine oturacaktır, endişelenmeyin. İngilizce Gelecek Zaman da bitti, hadi bakalım darısı diğer zamanların başına.

Bunlara da Göz Atın!