İngilizce Gramer deyince akla tonlarca konu, yüzlerce ünite gelmekte bu da sizleri, yani İngilizce sevdalılarını İngilizceden soğutmaktadır. Oluşan bu tablo sizi karamsarlığa sürüklemekle beraber İngilizce konusunda çalışmaya yönelik daha ilk adımınızı atmadan sizin pes etmenize sebep olmaktadır. İşte bu yüzden ne yapalım edelim dedik İngilizce de olmazsa olmaz denilen gramer konularını basite indirgeyerek anlatmaya çalıştık.ingilizce gramer

Modals

Modal nedir?

Modal’ lar cümlenin asıl fiiline özel ve ek bilgi anlamı katan yardımcı fiillerdir.

Peki bunlar nelerdir?

  • Can
  • Could
  • May
  • Might
  • Must
  • Shall
  • Should
  • Ought to
  • Will
  • Would
  • Had better

Olumlu hali

Yukarıdada belirttiğimiz gibi modal’lar yardımcı fiil olarak kullanıldığı yerde asıl fiil hiçbir ek almaz yani yalın halde kullanılır. Öznesi ne olursa olsun bu değişmez

Örnek:

I can go to work.

He might watch TV.

They should study more.

Olumsuz hali

Olumsuz yapılırken başka bir yardımcı fiil gelmez kendileri olumsuza dönüşür. Veya olumsuz eki olan “not” gelir.

Örnek:

– I can’t go.

– He might not watch TV.

– They shouldn’t study more.

Soru hali

Soru durumunda ise yardımcı fiilimiz olan modal’lar başa gelir.

Örnek:

– Can I go?

– Might he watch TV?

– Should they study more?

CAN

1. Yetenek (Ability):

I can swim. (Yüzebilirim.)

2. Birşeyin nasıl yapılacağını bildiğimiz durumlarda (Knowing how sth. is done):

I can make a cake. (Pasta yapabilirim)

3. İhtimal (Possibility):

I can come to see u tomorrow. (Yarın seni görmeye gelebilirim.)

4. Ricalarda (Request):
Can u open the door, please? (Kapıyı açabilir misin?)

5. İzin isterken veya izin verirken (Asking for / and giving permission)

Can I study in this room? (Bu odada çalışabilir miyim?)

When u finish ur homework, you can watch TV? (Ödevini bitirdiğinde TV izleyebilirsin.)

6. Tahminlerde-olumlu/olumsuz (Prediction-question-negative):
Who can that be at the door? He can’t be my dad. (Kapıdaki kim olabilir? Babam olamaz.)

COULD

Geçmişteki yetenekler (Past ability):

At what age could you speak? (Kaç yaşında konuşabildin?)

Geleceğe yönelik ihtimallerde (Future Possibility):

The doctor could see you at 3. ( Doktor seni saat 3’ te görebilir.)

Ricalarda (Request):

Could I borrow your dictionary? (Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?)

MAY

1. İzin isterken/verirken (Ask for/ give permission-request):

May I come in? (İçeri gelebilir miyim?)

You may leave when you finish? (Bitirince ayrılabilirsin.)

2. Olasılık- makul tahminlerde (Probability-reasonable guess):

Don’t touch it! It may be hot. (Ona dokunma! Sıcak olabilir.)

3. Zıtlık göstermeye hazırlanırken (Getting ready to show contradiction):

She may not be very pretty but she is very good at his job. ( Çok şirin olmayabilir ama işinde çok iyi. )

4. Dileklerde (Desire, wish):

May she rest in peace! ( Huzur içinde yatsın!)

MIGHT

1. Olasılık-may’ den daha zayıf (Probability (weaker than may)):

I don’t know where he is, he might be at work. (Nerede olduğunu bilmiyorum. İşte olabilir.)

2. Kibar bir şekilde İzin isterken (Ask for permission/ request):

Might I use your phone? ( Telefonunuzu kullanabilir miyim?)

MUST

Malı, meli diye çevrilen must eki tavsiye dahil bir çok durumda kullanılır. Bunlar;

  1. Güçlü gerekliliklerde (Strong necessity): The lecture must begin right now. (Ders şimdi başlamalı.)
  2. Tahmin – mevcut durum hakkında yaptığımız çıkarımlarda (Prediction-deduction about a present situation): He looks terrible.He must be ill. (Berbat görünüyor. Hasta olmalı.)
  3. Yasaklarda (Prohibition): You mustn’t speak during the exam. (Sınav sırasında konuşmamalısınız. )

SHALL

Gelecek zaman durumunda kullanıldığında Türkçe’ye ‘-ecek, -acak’ olarak çevrilebilen bu sözcüğün olumsuz biçimi shall not olabildiği gibi shan’t olarak da kaynaştırma yapılabilir.

  1. Gelecek zamanı anlatır:

We shall let you know as soon as there’s any news. (Bir haber çıkar çıkmaz sana haber vereceğiz.)

  1. Öneride bulunurken ve fikir sorarken:

Shall I do the washing-up? (Çamaşırı ben yıkayayım mı?)

What shall we do this weekend? (Bu hafta sonu ne yapalım?)

  1. Emir, talimat, yasaklama ya da tehditlerde:

Candidates shall remain in their seats until all the papers have been collected.

(Tüm kâğıtlar toplanıncaya dek adaylar yerlerinden kalkmayacaklardır.)

He shall do as he is told. (Kendisine denileni yapacak.)

You shall be fired if you do that again. (Bunu tekrar yaparsan kovulacaksın.)

SHOULD

1. Görevlerde, gerekliliklerde-must’ dan daha zayıf bir ifade, tavsiyelerde (Duty, necessity-weaker than must), advice:

He should get up early. (Erken kalkması gerekir.)

2. Tahminlerde (Prediction): Türkçe’ de de gerekir kelimesini tahminlerde kullanıyoruz.

Helen took dancing lessons for years. She should be a good dancer.

(Helen yıllarca dans dersleri aldı. İyi bir dansçı olması gerekir. )

OUGHT TO

1. Görevlerde (Duty):

We ought to study. (Ders çalışmamız lazım.)

2. Tavsiyelerde (Advice):

You ought to eat less. (Daha az yemen lazım.)

3. Beklentilerde (Expectation):

My friend works hard. He ought to be successful. (Arkadaşım çok çalışır. Başarılı olması lazım.)

WILL

1. Kararlılık ( Determination):

I’ ll pass that exam. (Şu snıavı vereceğim.)

2. Gelecek hakkında fikir ve tahminlerde (Prediction and opinion for the future):

It will rain. (Yağmur yağacak.)

3. Söz verirken (Promise):

I’ll do whatever u say. (Sen her ne dersen yapacağım.)

4. Kaçınılmaz durumlarda (Unavoidable situations):

Accidents will happen. (Kazalar olacak.)

5. Redderken (Rejection):

I’ll not talk to you. (Seninle konuşmayacağım.)

6. İsteklilik – niyet (Willingness – intention):

I’ll help you to do the works. (İşlerini yapmada sana yardım edeceğim.)

7. Davetlerde – tekliflerde (Invitation – offer):

Will u have some tea? (Biraz çay alır mısınız?)

WOULD

1. Kibar ricalarda (Polite Request):

Would you open the door, please? ( Lütfen kapıyı açar mısınız?)

2. İnanılamaz durumlarla ilgili sorularda (Questions indicating unbelievable situations):

Who would make such a big mistake? (Kim bu kadar büyük bir hata yapabilir?)

  1. Keşke (wish, if only) ve Neler (what) kalıplarından sonra istek belirtmek için (to show desire for the presents after wish, if only, what):I wish I would study harder. (Keşke daha çok çalışsam.)If only you would help me. (Keşke bana yardım etsen.)What would not I give for good teeth. (Sağlıklı dişler için neler vermezdim.)

HAD BETTER

1. Tavsiyelerde (Advice)

You had better explain this. (Bunu açıklasan iyi olur. )

2. Uyarılarda (Warn):

You had better not visit him. He has been so angry recently.

(Onu ziyaret etmesen iyi olur. Son zamanlarda çok sinirli.)

Passive Voice

Passive Voice İngilizceye edilgen yapı olarak geçmiştir. İngilizcede aktif bir cümleyi pasif hale yani edilgen yapı haline getirmek için aktif cümlenin nesnesi bulunur ve başa yazılır(nesne özne olur) ondan sonrasıda her tense’in (zamanın) yapısına göre değişiklik gösterir.

– Mom made a cake. (Annem pasta yaptı)

Burada nesne pasta yani “cake” kelimesi başa geçiyor.

– A cake was made by mum. (Pasta annem tarafından yapıldı)

İkinci cümlemizde dikkat edicek olursanız “by” kelimesini getirdik. Bu kelimeyi pasif cümlede kim tarafından yapıldığını göstermek için kullanıyoruz. Aktif olan ilk cümlemiz Simple Past olduğu için aşağıdaki değişikliğe bakarak edilgen hale getiryoruz.

Aşağıda her tense (zaman) için yapılan değişiklikleri görmekteyiz.

  1. The Simple Present

    – Once a week, Tomcleansthe house. (Active) S + V + O– Once a week, the house is cleaned by Tom. (Passive) S + am / ise /are + V3
  1. Present Continuous
    – Right now, Sarahis writingthe letter. (Active)

S + am / ise /are + Ving + O

– Right now, the letter is being written by Sarah. (Passive)

S + am / ise /are + being + V3

  1. Simple Past

Sam repaired the car. (Active)S + V2 + O

The car was repaired by Sam. (Passive)

S + was / were + V3

  1. Past Continuous

– The salesmanwas helpingthe customer when the thief came into the store. (Active)S + was / were + Ving + O

– The customer was being helped by the salesman when the thief came into the store. (Passive)

S + was / were + being + V3

  1. Present Perfect

Many touristshave visitedthat castle. (Active)

 S + have / has +V3 + O

That castle has been visited by many tourists. (Passive)

 S + have / has + been + V3

  1. Past Perfect

– George had repaired many cars before he received his mechanic’s licenseboy had broken the windows. (Active)

 S + had + V3 + O

– Many cars had been repaired by George before he received his mechanic’s license. (Passive)

 S + had + been + V3

  1. Going to future

– Sallyis going to makea beautiful dinner tonight. (Active)

S + am / is / are + going to + V1 + O

– A beautiful dinner is going to be made by Sally tonight. (Passive)

S + am / ise /are going to + be + V3

  1. Future Tense– Someonewill finishthe work by 5:00 PM. (Active)

S + will + V1 + O

– The work will be finished by 5:00 PM. (Passive)
S + will + be + V3

Modals
– The boy can break the windows. (Active)(Bütün modal’lar için bu kural geçerlidir. Modal + Be + V3 kullanılır.)

– The windows can be broken. (by the boy.) (Passive)

  1. Perfect contionals or modalsThe boy must have broken the windows. (Active)

The windows must have been broken. (by the boy.) (Passive)

Adjective Clause – Relative Clause

Türkçeye sıfat cümleciği olarak geçmiş bu konu şu şekilde oluşmaktadır. İsim veya isim grubunu niteleyen bu sözcüklere relative pronoun denir. Bunlar;

Relative Pronouns:

Who – Whom – Whose – Which – When – Where – Why – That

WHO:

Sadece insanlarla ilgili adları nitelemek için kullanılır.

The man is friendly. He lives next door. (Adam arkadaş canlısı. Yan tarafta kalıyor.)

= The man who (that) lives next door is very friendly.

(Yan tarafta kalan adam arkadaş canlısı.)

OR           = The man who (that) is very friendly lives next door.

* Bu tür cümlelerde ‘who’ yerine ‘that’ kullanılabilinir.

WHICH:

İnsanların dısındaki her seyi nitelemek için kullanılır.

The book was interesting. Sally gave it to me. (Kitap ilginçti. Onu Sally verdi.)

= The book which (that) Sally gave to me was interesting. (Sally’nin verdiği kitap ilginçti.)

* Burada kullandıgımız relative pronoun, ardından bir isim (noun) geldigi için atılabilir:

The book Sally gave to me was interesting.

Sally gave me a book which (that) was intersting.

* Buradaki relative pronoun, ardından bir fiil (verb) geldigi için atılamaz.

The towel which (that) you gave me isn’t clean.

* Which (that), ardından isim (you) geldigi için atılabilir.

WHOM:

Him, them, us, ….. gibi nesne durumundaki sahıs zamirlerinin yerine kullanılır.

The man was Mr. Jones. I met him yesterday.

= The man whom (who) (that) I met yesterday was Mr. Jones.

My sister whom (who) (that) you’ve met once, will come to visit me tomorrow.

The woman whom (who) (that) I told you about is over there.

* Yukarıdaki 3 örnek cümlede de relative pronoun’lar, ardlarından isim geldigi için atılabilir.

WHOSE:

My, her, our, ….. gibi iyelik sıfatlarının yerine kullanılır.

Romeo and Juliet were two lovers. Their parents hated each other. (Romeo ve Juliet iki aşıktı. Onların ebeveynleri birbirinden nefret ederdi.)

= Romeo and Juliet, whose parents hated each other, were two lovers. (Ebeveynleri birbirinden nefret eden Romeo ve Juliet iki aşıktı.)

OR           = Romeo and Juliet were two lovers whose parents hated each other.

= The bus whose tyre is flat will wait at this station for 2 hours.

WHERE:

Place, room, street, ….. gibi yer bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır. ‘There’ anlamındadır.

* Then = o zaman

They’re going to build a new hospital on the street where I live.

I want to go back to the village where I was born.

* ‘Where’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.

WHEN:

Time, year, day, ….. gibi zaman bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır.

‘Then’ anlamındadır.

Do you remember the day? We first met then.

= Do you remember the day when we first met?

Have you ever had one of those days when nothing seems to go right?

* ‘When’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.

WHY:

‘Reason’ bildiren bir ismi nitelemek için kullanılır.

I can’t understand the reason why students get angry wtih me when they get low marks.

(why atılabilir)

The reason why I don’t like you is that you’re talking too much. (why atılabilir)

* ‘Why’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.

DEFINING RELATIVE CLAUSES:

Bu cümlecikler hiçbir zaman isimlerden virgülle ayrılmazlar. Bu cümlecikler cümlenin anlamını bütünlemesi bakımından gereklidirler. Eger cümleden çıkartılırlarsa cümlenin anlamı bozulur ya da degisir.

Students who cheat must be punished.

Let me see all the letters which you’ve sent me.

* Bu tür sıfat cümleciklerinde ‘Who, Which’ gibi relative pronoun’ların yerine ‘That’ kullanılır.

NON-DEFINING RELATIVE CLAUSES:

Bu yan cümlecikler her zaman niteledikleri isimlerden virgülle ayrılır. Bunlar cümlenin anlamını tamamlaması bakımından gerekli degildirler. Cümleden çıkarıldıkları zaman bir anlam bozulması ya da degisikligi olmaz. Kullanılmalarının nedeni, niteledikleri isimler hakkında fazladan bilgi vermeleridir.

Ankara, which is the capital of Turkey, is a neat city.

I was in the same class as Nick, whom I liked a lot.

* Bu tür cümlelerde relative pronoun ‘That’ KULLANILMAZ.

PREPOSITION + RELATIVE CLAUSES:

Bu yapılarda kullanılan relative pronoun’lar: Whom, Which, Whose

The man is a friend of yours. I spoke to him yesterday.

= The man to whom I spoke yesterday is a friend of yours.

ANCAK;

The man whom I spoke to yesterday is a friend of yours.

Dersek, Whom yerine Who ya da That de kullanabiliriz.

The shop keper from whom I bought this rifle told me to oil it.

* When zamiri yerine, ‘on which’, ‘in which’ gibi yapılar da kullanılabilinir:

I was born in the year when / in which J.F. Kennedy was killed.

* Where baglacının yerine ‘at which’, ‘in which’ gibi sözcükler de kullanılabilinir:

The hotel where / on which we’re staying is a nice place.

(where, öznenin yerini tutmaz, o yüzden de which kullanılır.)

We’re studying at a large school which has many students.

* Why zamirinin yerine ‘for which’ de kullanılabilinir:

The reason why / for which I don’t like you …

Whose’ yerine ‘of which’ kullanılabilinir yalnız sadece cansız varlık ve hayvanlarda kullanılır.

The chair the legs of which was broken …..

They bought a house whose Windows were broken.

= they bought a house the Windows of which were broken.

The car whose doors are blue is in the park.

= The car the doors of which are blue is in the park.

QUANTIFIERS with RELATIVE CLAUSES:

Some, Most, None , All , Several , Both , Half, Two ,Each gibi miktar bildiren kelimelerinden sonra “of” ve nitelenen kelimeye göre insansa “whom” , cansız varlık veya hayvansa “which” kelimesi getirelerek relative clause oluşturulur.

In my class, there are 24 students. All of them are very clever.

= In my class, there are 24 students, all of whom are very clever.

They have three cars. They never drive two of them.

= They have three cars, two of which they never drive.

Mary has a lot of books, none of which she has read.

WHICH ZAMİRİNİN BÜTÜN CÜMLEYİ NİTELEMESİ:

Which’, isimler ve zamirlerden baska, bir cümleyi de niteleyebilir.

– Tom hasn’t arrived yet. It worries me.   = Tom hasn’t arrived yet, which worries me.

– They say they don’t have any money, which is a lie.

* Which yerine ‘that’ KULLANILMAZ. + which diger cümleden virgül ile ayrılır.

The lift is out of order again, which is too bad.

KISALTMALAR:

1 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili geliyorsa, bu fiil ve relative pronoun cümleden atılabilir:

People (who are) protesting against nuclear guns have started to march to London.

Some weapons (which are) found in a flat in Bristol belong to IRA.

2 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili yoksa, sadec relative pronoun cümleden atılır, fiile ise –ing takısı eklenir:

A company which employes 4.000 people has gone bankrupt.

= A company employing 4.000 people has gone bankrupt.

Conditionals

Conditionals Türkçeye şart cümlecikleri olarak geçmiştir. Conditionals konusunda şart anlamını katan “eğer” anlamına gelen “If” kelimesi kullanılır.

Conditionals yapısının çeşitli tipleri vardır. En çok 3 çeşidi kullanılır. Ama biz size ek olarak kullanılanlarıyla beraber göstermeye çalışacağız.

Bunlar öncelikle type 0,1,2 ve 3 şekilde inceleniyor. İlk konumuz Type 0’la başlayalım.

Type 0:

Neden sonuç, evrensel gerçeklik ya da genel geçerlilik ifade ederken Type 0 yapısı kullanılır.

If   +   Present Simple , Present Simple şeklinde bir formla oluşturulur.

Örnek:

– If the earth doesn’t turn around itself, days and nights don’t occur.

(Dünya kendi etrafında dönmezse gece-gündüz oluşmaz.)

Type 1:

İçinde bulunduğumuz anda ya da gelecekte belli bir şart yerine geldiğinde gerçekleşebilecek olay ya da durumları Type 1 kullanarak ifade ederiz.

If   + Present Simple, Future Tense şeklinde bir formla oluşturulur.

Örnek:

– If you sleep, you will feel better.

(Uyursan kendini daha iyi hissedeceksin.)

Type 2:

Şu anki ya da gelecekteki bir durumun aksini veya gerçekleşmesi mümkün olmayan durumlar için kullanırız.

If   + Past Simple, Would (verb) şeklinde bir formla cümleler oluşturulur.

Örnek:

– If I became president, I would stop the war.

(Başkan olsaydım, savaşı durdururdum.)

Type 3:

Geçmişte gerçekleşmiş bir durumun aksini ifade ederek şart cümlesi yaparken Type 3 kullanırız.

If   + Past Perfect Tense,   Would have (V3) şeklindeki formla cümleler oluşturulur.

Örnek:

– If you had warned me, I would not have told your father about that party.

(Beni uyarmış olsaydın, parti hakkında babana bi şey söylemezdim.)

Ek olarak bilinmesi gerekenler:

*“If” ile başlayan cümle illa öncelikle gelecek diye bir kural yoktur.

– I would stop the war, If I became president. (Savaşı durdururdum, eğer başkan olsaydım.)

*Type 2 kısmında kendini bir kişinin yerine koymak manasına gelen “If I were you,president vs.” cümlesinde dikkat edilecek olursa “I” öznesinden sonra “was” yerine “were” kullanıldığı görülür. Yani kullanılır.

If I were you, I would go to the party. (Senin yerinde olsam pariye giderdim.)

*Şart cümlesinin olumsuzunu yaparken “If not” yerine genelde “Unless” kelimesi kullanılır.

– He’ll accept the job unless the salary is too low. (Maaşı düşük değilse işi kabul edecek.)

*Şart cümlesinde şart anlamı veren “If” kelimesi yerine başka kelimeler de kullanılabilir. Bunlar should, provided (that), suppose (that) gibi kelimelerdir.

Should you need my help again, just give me a call. (Tekrar yardımıma ihtiyacın olursa, telefon et yeter.)

Provided (that) you study hard, you can pass the exam. (Çok çalışman koşuluyla sınavı geçebilirsin.)

Suppose (that) you were the winner of this week’s lottery, what would you do?

(Bu haftanın loto talihlisi sen olsan ne yapardın?)

Noun Clauses

Nesne Olarak Kullanımları:

THAT

Genelikle “-ğını,-ğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.

You know that she is tired. (Yorgun olduğunu biliyorsun.)

* Bu örnekte gördüğünüz üzere neyi biliyorsun diye sorduğumuzda aldığımız cevap olan nesnemiz bir kelime değil bir cümleciktir. İşte bu cümleciklere isim cümleciği denir. That kullanımı tercihe bağlıdır, dilerseniz kullanmayabilirsiniz.

I can understand that you won’t be always with me. (Her zaman benimle beraber olmayacağını anlıyorum.)

Will you confess that you are guilty? (Suçlu olduğunu itiraf edecek misin?)

I think that you should support your brother. (Bence kardeşini desteklemen gerekir.)

IF / WHETHER

* Genellikle “-ıp ıpmadığını,”  “-ip -ipmediğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.

Everybody asked if you could help. (Herkes senin yardım edip edemeyeceğini sordu.)

They are asking if Murat is available. (Murat’ ın müsait olup olmadığını soruyorlar.)

We must ask if they are ready. (Hazır olup olmadıklarını sormalıyız.)

* “Whether” kullandığımız zaman cümlenin sonunda “or not” kullanırız.

Will you tell us whether you can join the meeting or not? (Toplantıya katılıp katılamayacağını bize söyler misin?)

He wants to learn whether there is a party today or not. (Bugün parti olup olmadığını öğrenmek istiyor.)

SORU KELİMELERİ

Eğer cümleciği, soru kelimeleri ile açıklamak istersek o zaman “that, if” ve “whether” yerine soru kelimesi kullanırız. Burada dikkat etmeniz gereken cümleciğin soru cümlesi şeklinde yapılmadığıdır. Çünkü burada soru sormuyor, sadece cümleyi bağlıyoruz. Örneklerimize bakalım soru sorarken nasıl bir yapı ile kurulduğunu hatırlarsak neyin değiştiğini rahatlıkla görebiliriz. Değişen şey soru kelimelerinden sonra (who,how, why) yardımcı fiil ile öznenin yeri.

May I ask when the celebration is? (Kutlamanın ne zaman olduğunu sorabilir miyim?)

*Yukarıdaki cümlede “when the celebration is” sorusunun ilk hali “when is the celebration?” dir.

I will show you where the shopping mall is. (Alışveriş merkezinin nerede olduğunu sana göstereceğim.)

*Veya bu örneğe bakalım “where the shopping mall is” sorusunun olması gereken hali “where is the shopping mall ?” dır. Noun Clause haline getirirken neydi yapmamız gereken: Yardımcı fiil ve öznenin yerini değiştirmek.

They haven’t decided which teacher is better. (Hangi öğretmenin daha iyi olduğuna karar vermediler.)

I don’t know what they want to say. (Ne söylemek istediklerini bilmiyorum.)

Can you explain who are in the project? (Projede kimlerin olduğunu açıklar mısın?)

You must ask whose friend is lost. (Kimin arkadaşının kayıp olduğunu sormalısın.)

You have no idea why I am angry. (Neden sinirli olduğum hakkında hiç bir fikrin yok.)

 

Özne olarak kullanımları: konuşma dilinde çok sık olmamakla birlikte resmi dilde ve yazışma dilinde de kullanılırlar.

Whether you are voting or not will change the result. (Senin oy kullanıp, kullanmaman sonucu değiştirecek.)

What he is doing is not proper for this meeting. (Onun yaptığı bu toplantı için uygun değil.)

Whatever you do and say is your character. (Ne yaptığın ve söylediğin senin karakterindir.)

Whoever stole my wallet must be still in this bus. (Cüzdanımı her kim çaldıysa hala bu otobüste olmalı.)

İngilizce’yi Konuşarak Öğrenin

Bunlara da Göz Atın!