Say, tell, speak, talk, bu dört kelimenin Türkçe karşılığına kısaca “söylemek” diyenlerdenseniz kullanımlarını da karıştırıyorsunuz demektir. Özellikle say ve tell karıştırılırken, speak ve talk da kullanım yeri olarak karıştırılmaktadır.

Say ve tell kullanımı

Say: Söylemek

Tell: Söylemek, demek, anlatmak

Say fiilinin 2.ve 3. hali “said”

Tell fiilinin 2. ve 3hali “told” dur.

Say ve tell kullanımına bakıldığında tell fiilinin nesne aldığı, say fiilinin kullanıldığı cümlelerde ise nesneye ihtiyaç olmadığı görülür.

What did you say?: Ne dedin?

Tell me, please: Lütfen bana söyle

Don’t say anything: Hiçbir şey söyleme

What will you tell me?: Bana ne söyleyeceksin?

Örneklerde görüldüğü gibi tell fiili beni bana gibi nesneler alırken say fiilinin olduğu cümlelerde nesne kullanılmaz.

Speak ve talk kullanımı

Speak ve talk her ikisi de konuşmak demektir. Yani birbirinin eş anlamlısı fiillerdir.

Speak fiilinin 2. ve 3. hali “spoke-spoken”

Talk fiilinin 2. ve 3. hali “talked-talked” dır

Ne zaman speak, ne zaman talk fiili kullanılırsa doğru bir kullanım olur örneklerle açıklayalım.

Tek taraflı konuşmalarda speak, karşılıklı konuşmalarda ise talk kullanılır.

My teacher is speaking very well: Öğretmenimiz çok güzel konuşuyor.

My teacher and I talked about the exam time: Öğretmenimle sınav zamanı hakkında konuştuk.

Speak fiilinin kullanıldığı cümleyi incelediğimizde konuşan kişi tektir. Yani tek taraflı bir konuşma söz konusudur. Öğretmen bir konu hakkında öğrencilerine bilgi aktarıyor. Konuşmaya katılım yok. Bu cümle speak fiili kullanılarak kurulursa bu durumda konuşmaya diğerlerinin de katıldığı anlaşılmalıdır.

Talk fiilinin kullanıldığı ikinci cümlede ise iki kişi karşılıklı konuşuyor. We are talking cümlesinde olduğu gibi karşılıklı bir konuşma durumu var. Konuşmaya her iki tarafın da katıldığı durumlarda talk fiili kullanılır.

Say tell speak ve talk ile ilgili örnek cümleler

She says that you are intelligent: O senin zeki olduğunu söylüyor.

She told us that she was ill: O bize hasta olduğunu söyledi.

I can speak English in the meeting: Toplantıda İngilizce konuşabilirim.

I want to talk to your father: Babanla konuşmak istiyorum

Bunlara da Göz Atın!