| İngilizce |
Türkçe |
İngilizce Cümle |
Türkçe Cümle |
| Unit 1 |
| comb |
tarak |
I comb my hair everyday. |
Her gün saçlarımı tararım. |
| ride |
binmek |
She rides a horse. |
O ata biner. |
| have breakfast |
kahvaltı etmek |
They are having breakfast in the morning. |
Sabahletin kahvaltı yapıyorlar. |
| get dressed |
giyinmek |
Get dressed or else we will be late. |
Giyin yoksa geç kalıcaz. |
| stick |
yapıştırmak |
Stick the pictures on right places. |
Resimleri doğru yere yapıştır. |
| typical |
tipik |
It is a typical day. |
Tipik bir gün. |
| sticker |
etiket |
The sticker on your bag looks cool. |
Çantanın üzerindeki çıkartma havalı gözüküyor. |
| weekend |
hafta sonu |
I sleep 10 hours at the weekend. |
Haftasonu 10 saat uyurum. |
| table tennis |
masa tenisi |
Mum loves to play table tennis. |
Annem masa tenisi oynamayı sever. |
| Rome |
Roma |
Rome is the capital city of Italy. |
Roma İtalya’nın başkentidir. |
| London |
Londra |
London is the capital city of England. |
Londra İngiltere’nin başkentidir. |
| honey |
bal |
Bears like honey. |
Ayılar baldan hoşlanır. |
| ready |
hazır |
I am ready to go. |
Gitmeye hazırım. |
| computer games |
bilgisayar oyunları |
Furkan loves to play computer games. |
Furkan bilgisayar oyunları oynamayı sever. |
| brush |
fırçalamak |
Brush your teeth twice a day. |
Günde 2 kez dişlerini fırçala. |
| daily |
günlük |
It is my daily routine. |
Bu benim günlük rutinim. |
| routine |
rutin |
It is my daily routine. |
Bu benim günlük rutinim. |
| see |
görmek |
I see everything. |
Her şeyi görüyorum. |
| chant |
ilahi |
Children sing chant in the concert. |
Çocuklar konserde ilahi söylerler. |
| act out |
(rol) canlandırmak |
Act out the movie characters. |
Film karakterlerini canlandır. |
| order |
sıraya dizmek |
Order the pictures. |
Resimleri sıraya diz. |
| Monday |
Pazartesi |
Monday is the workday. |
Pazartesi iş günüdür. |
| Tuesday |
Salı |
She has an appointment on Tuesday. |
Salı günü randevusu var. |
| Wednesday |
Çarşamba |
There is a match between Barcelona-Real Madrid on Wednesday. |
Çarşamba günü Real Madrid-Barcelona arasında maç var. |
| Thursday |
Perşembe |
We will leave the town on Thursday. |
Perşembe günü kasabadan ayrılacağız. |
| Friday |
Cuma |
I love Fridays. Because it is the end of the week. |
Cumaları severim. Çünkü haftanın sonu. |
| Saturday |
Cumartesi |
I play football on Saturdays. |
Cumartesileri futbol oynarım. |
| Sunday |
Pazar |
Sunday is holy day for Christians. |
Pazar Hristyanlar için kutsal gündür. |
| rule |
kural |
Obey the rules. |
Kurallara uy. |
| morning |
sabah |
What are you doing early in the morning? |
Sabahın köründe ne yapıyorsun? |
| afternoon |
öğleden sonra |
I lay down for an hour in the afternoon. |
Öğleden sonra 1 saatliğine uzanırım. |
| evening |
akşam |
Good evening sir! |
İyi akşamlar efendim! |
| night |
gece |
She goes to cinema at night. |
Geceliyin sinemaya gider. |
| three times a day |
günde üç defa |
I study my exams three times a day. |
Günde 3 kez sınavlarıma çalışırım. |
|
| Unit 2 |
| toyshop |
oyuncak dükkanı |
When I grow up I will open a toyshop. |
Büyüdüğümde oyuncak dükkanı açıcam. |
| bookshop |
kitapçı |
You can find every kind of book in a bookshop. |
Kitap dükkanında her türlü kitabı bulabilirsin. |
| library |
kütüphane |
Be quiet we are in the library. |
Sessiz ol kütüphanedeyiz. |
| barber shop |
berber dükkanı |
You cut your hair in a barber shop. |
Berber dükkanında saçını kesersin. |
| pool |
havuz |
Ece loves to swim in the pool. |
Ece havuzda yüzmeyi sever. |
| bus stop |
otobüs durağı |
I am waiting at the bus stop for 2 hours. |
Otobüs durağında 2 saatti bekliyorum. |
| bakery |
fırın |
My father runs a bakery. |
Babam fırın işletiyor. |
| doll |
oyuncak bebek |
Mum is planning to buy a doll for my sister. |
Annem kızkardeşime oyuncak bebek almayı planlıyor. |
| bread |
ekmek |
Eating bread too much makes you fat. |
Çok fazla ekmek yemek seni şişmanlatır. |
| hair |
saç |
My hair is curly. |
Saçım kıvırcıktır. |
| pharmacy |
eczane |
An old man buys his medicine from pharmacy. |
Yaşlı adam eczaneden ilaç alır. |
| next to |
bitişik, yanında |
Pharmacy is next to cafe. |
Eczane kafenin yanındadır. |
| around |
etrafında |
There are cats around the pool. |
Havuzun etrafında kediler vardır. |
| between |
arasında |
Is he between the rabbits? |
O tavşanların arasında mı? |
| opposite |
karşısında |
He is opposite the street. |
Sokağın karşında. |
| in front of |
önünde |
Ahmet is in front of the church. |
Ahmet kilisenin önünde. |
| near |
yakın |
We live near the market. |
Marketing yanında oturuyoruz. |
| playground |
oyun alanı |
Children play in the playground. |
Çocuklar oyun alanında oynar. |
| mosque |
cami |
Muslims pray in a mosque. |
Müslümanlar camide ibadet ederler. |
| church |
kilise |
Christians pray in a church. |
Hristyanlar kilisede ibadet ederler. |
| hospital |
hastane |
Doctors work in a hospital. |
Doktorlar hastanede çalışır. |
| label |
etiketlemek, sınıflandırmak |
Label the words according to pictures. |
Kelimeleri resimlere göre sınıflandır. |
| concert hall |
konser salonu |
A singer is singing in the concert hall. |
Şarkıcı konser salonunda şarkı söylüyor. |
| zoo |
hayvanat bahçesi |
Kids love to go to the zoo. |
Çocuklar hayvanat bahçesine gitmeye bayılır. |
| museum |
müze |
There are many historical artifacts in the museum. |
Müzede birçok tarihi eser vardır. |
| move forward |
ileriye taşımak |
He is a talented player. He can move forward the team. |
O yetenekli bir oyuncu. Takımı ileriye taşıyabilir. |
| square |
kare |
Go back to the square one. |
Birinci kareye geri dön. |
| clarification |
açıklama |
People are waiting for the clarification. |
İnsanlar açıklama için bekliyorlar. |
|
| Unit 3 |
| country |
ülke |
Turkey is a country. |
Türkiye bir ülkedir. |
| language |
dil |
Turkish is a language. |
Türkçe bir dildir. |
| Italy |
İtalya |
Italy is a beautiful place. |
İtalya güzel bir yerdir. |
| the UK |
Birleşik Krallık |
English poeple live in the UK. |
İngilizler Birleşik Krallık’ta yaşıyor. |
| Japan |
Japonya |
People in Japan are respectful. |
Japonya’daki insanlar saygılıdar. |
| Spain |
İspanya |
There are many famous football teams in Spain. |
İspanya’da birçok ünlü futbol takımı var. |
| Russia |
Rusya |
Russia is a strong country. |
Rusya güçlü bir ülkedir. |
| France |
Fransa |
Paris is the capital city of France. |
Paris Fransa’nın başkentidir. |
| Turkey |
Türkiye |
Turkey is a country. |
Türkiye bir ülkedir. |
| China |
Çin |
The population of China is 1,357 billion. |
Çin’in popülasyonu 1,357 milyardır. |
| Australia |
Avustralya |
We are visiting Australia next summer. |
Gelecek yaz Avustralya’yo ziyaret ediyoruz. |
| English |
İngilizce |
Students are learning English. |
Öğrenciler İngilizce öğreniyorlar. |
| French |
Fransızca |
People in France speak French. |
Fransa’daki insanlar Fransızca konuşuyor. |
| Spanish |
İspanyol |
Don Quixote speaks Spanish. |
Don Kişot İspanyolca konuşur. |
| Russian |
Rusça |
Many tourist in Antalya speak Russian. Because they are Russian. |
Antalya’daki birçok turist Rusça konuşur. Çünkü onlar Rus. |
| Japanese |
Japonca |
I need to improve my Japanese before my trip to Japan. |
Japonya seyahatimden önce Japoncamı geliştirmem gerekiyor. |
| Italian |
İtalyan |
Italian is the best language and it is like a song. |
İtalyanca en güzel dildir ve şarkı gibidir. |
| Kenya |
Kenya |
Many animals live in Kenya. |
Kenya’da bir çok hayvan yaşar. |
| the USA |
Amerika |
For this summer I am planning to go to the USA. |
Bu yaz için Amerika’ya gitmeyi planlıyorum. |
| draw |
çizmek |
My little sister draws a picture. |
Küçük kız kardeşim resim çizer. |
| swimming |
yüzme |
She loves swimming. |
O yüzmeyi sever. |
| ice skating |
buz pateni |
The family is going to ice skating. |
Aile buz patenine gidiyor. |
| activity |
aktivite |
Playing football is my new activity. |
Futbol oynamak benim yeni aktivitem. |
| art |
sanat |
This university is giving art classes. |
Bu üniversite sanat dersleri veriyor. |
| science |
bilim |
Scientists are doing experiments to improve science. |
Bilim adamları bilimi geliştirmek için deneyler yapıyor. |
| social science |
sosyal bilim |
We should focus social science more than any other sciences. |
Sosyal bilimlere diğer bilimlerden daha fazla odaklanmalıyız. |
| maths |
matematik |
I have a mathematical intelligence. So I am good at maths. |
Benim matematik zekam var. Yani ben matematikte iyiyim. |
| computer studies |
bilgisayar çalışmaları |
Ayşe is taking computer studies. |
Ayşe bilgisayar çalışmaları dersine giriyor. |
| language class |
dil sınıfı |
There are 20 students in the language class. |
Dil sınıfında 20 tane öğrenci var. |
| physical education |
beden eğitimi |
Physical education is very important for children. |
Beden eğitimi dersi çocuklar için çok önemlidir. |
| history |
tarih |
I am thinking to be a history teacher. |
Tarih öğretmeni olmayı düşünüyorum. |
| grade |
sınıf |
He is in the 3rd grade. |
O 3. sınıfa gidiyor. |
| secondary school |
ortaokul |
My child is in secondary school. |
Çocuğum orta okulda. |
| break |
ara |
We are going to take a break. |
Ara veriyoruz. |
| fishing |
balık tutma |
My dad and I are going fishing. |
Babam ve ben balığa gidiyoruz. |
| cooking |
yemek pişirme |
They like cooking. |
Onlar pişirmeyi sever. |
| riding a bicycle |
bisiklete binmek |
Riding a bicycle is my favorite activity. |
Bisiklet sürmek benim favori aktivitem. |
| climbing |
tırmanma |
Climbing is a dangerous sport. |
Tırmanmak tehlikeli bir spordur. |
| finger puppet |
parmak kukla |
Make a finger puppet. |
Parmak kukla yap. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Unit 4 |
|
|
|
| go camping |
kamp yapmak |
I go camping with my family. |
Ailemle kamp yaparım. |
| do clay sculpting |
kil heykel yapmak |
We do clay sculpting in the art lesson. |
Sanat dersinde kil heykel yaparız. |
| collecting leaves |
yaprak toplamak |
My sister collects leaves, but I don’t. |
Kız kardeşim yaprak toplar ama ben toplamam. |
| blind man’s buff |
körebe |
We play blind man’s buff. |
Körebe oynarız. |
| playing tick |
sos oyunu oynamak |
We play tick. It’s fun! |
Sos oyunu oynarız. O eğlencelidir! |
| collecting stamp |
pul toplamak |
I collect stamps. |
Ben pul topluyorum. |
| hopscotch |
seksek |
My child is playing hopscotch on the street. |
Çocuğum sokakta seksek oynuyor. |
| dodgeball |
yakartop |
Today we are going to play dodgeball. |
Bugün yakartop oynuyoruz. |
| hide and seek |
saklambaç |
Kids are playing hide and seek in the forest. |
Çocuklar ormanda saklambaç oynuyor. |
| checkers |
dama |
My friend and I love to play checkers. |
Arkadaşım ve dama oynamayı severiz. |
| Chinese whispers |
kulaktan kulağa oyunu |
Chinese whispers is coming Chinese. |
Kulaktan kulağa oyunu Çinlilerden gelmektedir. |
| leapfrog |
birdirbir |
Leapfrog is a game for frogs. |
Birdirbir kurbağalar için bir oyundur. |
| skip rope |
ip atlama |
I am a boxer and I skip rope everyday. |
Ben boksörüm ve her gün ip atlarım. |
| touch |
dokunmak |
Don’t touch my book! |
Kitabıma dokunma! |
| ground |
zemin |
Don’t lie on the ground! |
Zeminde yatma! |
| hop |
atlama |
Don’t hop in the class! |
Sınıfta atlama! |
| hit |
vurmak |
Don’t hit your friend! |
Arkadaşına vurma! |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Unit 5 |
|
|
|
| ache |
ağrı |
I have an ache on my chest. |
Göğsümde bir ağrı var. |
| stomachache |
karın ağrısı |
I have stomachache. |
Karın ağrım var. |
| earache |
kulak ağrısı |
I have a serious earache. |
Benim ciddi kulak ağrım var. |
| backache |
sırt ağrısı |
I have a backache. |
Sırtımda bir ağrı var. |
| headache |
baş ağrısı |
I have a headache. |
Başağrım var. |
| terrible |
korkunç |
She has a terrible headache. |
Onun korkunç bir başağrısı var. |
| feel |
hissetmek |
I feel sorry. |
Üzgün hissediyorum. |
| cold |
soğuk |
The weather is cold. |
Hava soğuk. |
| tired |
yorgun |
My father is really tired. |
Babam gerçekten yorgun. |
| hot |
sıcak |
The weather is hot. |
Hava sıcak. |
| sick |
hasta |
People in the hospital are sick. |
Hastanedeki insanlar hasta. |
| cough |
öksürük |
It is normal to cough when you have sorethroat. |
Boğaz ağrın olduğunda öksürmek çok normal. |
| Bless you! |
Seni korusun! |
God bless you! |
Tanrı seni korusun! |
| Have a fever |
Ateşi olmak |
My little sister has a fever. |
Küçük kız kardeşimin ateşi var. |
| runny nose |
burun akması |
He has got a runny nose. |
Onun burnu akıyor. |
| sneeze |
hapşırma |
Cover your mouth while sneezing. |
Hapşururken ağzını kapa. |
| flu |
grip |
He has got flu. |
O grip olmuş. |
| get well soon |
çabuk iyileş |
I hope you get well soon. |
Umarım çabuk iyileşirsin. |
| blanket |
battaniye |
The weather is cold so I need a blanket. |
Hava soğuk bu yüzden battaniyeye ihtiyacım var. |
| thermometer |
termometre |
The thermometer shows 30 centigrade. |
Termometre 30 santigratı gösteriyor. |
| fever |
ateş |
My little sister has a fever. |
Küçük kız kardeşimin ateşi var. |
| sore throat |
boğaz ağrısı |
It is normal to cough when you have sorethroat. |
Boğaz ağrın olduğunda öksürmek çok normal. |
| measles |
kızamık |
Children in the class have measles. |
Sınıfaki çocuklar kızamık olmuş. |
| medicine |
ilaç |
The old man gets his medicine from a pharmacy. |
Yaşlı adam ilacını eczaneden alır. |
| fruit juice |
meyve suyu |
To be healthy drink fruit juice everyday. |
Sağlıklı olmak için her gün meyve suyu iç. |
| health problem |
sağlık problemi |
My grandmother has no health problem. |
Benim büyük annem hiçbir sağlık sorunu yok. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ab saol yarın sınavım vardı yardımcı oldu
Very interesting to read you
Good luck to you
Çok güzel olmuş
Thanks so much for sharing the info.